Kalıcı ve gençleştirici tedavi yöntemi: PRP

Platelet Rich Plasma'nın derinin daha büyük bir bölümüne yayılması nedeniyle botox gibi yöntemlerde olduğu gibi kaybolup gitmediği bilgisini veren Dr. Mehruz Cevadzade, “PRP tedavisinin en büyük özelliği kalıcı olması” dedi.

NİLGÜN TAZE ÖZEL HABER

Platelet Rich Plasma-Platelet (trombosit, pıhtı hücresi) yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış hali olan Platelet Rich Plasma (PRP), başta Hollywood yıldızları olmak üzere birçok insan tarafından daha genç bir görünüm elde edebilmek için tercih ediliyor. Yeni bir cilt gençleştirme yöntemi olan bu gençlik iksiri ise insanın kendi kanından oluşturuluyor.

PRP yönteminde hastadan 8-20 cc kan alınarak santrifüj edildiğini ve PRP tedavisinde elde edilen serumun mezoterapi gibi minik küçük miktarlarda ve yaygın olarak derinin içine enjekte edildiği bilgisini veren Dr. Mehruz Cevadzade, “Dokularımızda herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız pıhtı hücrelerini bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır. PRP uygulamasının amacı hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda pıhtı hücresi verebilmektir. Böylece hedef dokunun onarımı hızla ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır. PRP yöntemi ile elde edilen serumdaki plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2 ila 4 kat fazladır” diye konuştu.

KENDİ KANINDAN SERUM

PRP uygulamasında amacın hastanın kendisinden alınan kana ait bir serum elde etmek olduğu bilgisini veren Cevadzade, şunları söyledi: “Elde edilen serumdaki pıhtı hücrelerinin ortalama yoğunluğu mililitre küpte bir milyon olarak ölçülmektedir. PRP tedavisinde pıhtı hücrelerinde yara iyileşmesi ve doku yenilenmesi süreçlerini başlatan, yaşamsal öneme sahip büyüme faktörlerini elde etmek amaçlanır. PRP yöntemiyle elde edilen serumdaki pıhtı hücreleri ve büyüme faktörleri, yeni kollajen oluşumunu ve hücreler arası maddeyi çoğaltarak cildi yenilemek üzere derinin alt dokularına yayılır.”

SAĞLIKLI BİR YÖNTEM

Kök hücre tedavisinin bir yaralanma veya hastalığı tedavi etmek amacıyla hasar görmüş olan bir organa yeni hücrelerin tanıtılması anlamına geldiğini ifade eden Cevadzade, PRP uygulamasında ise hasarlı dokunun onarımı için onarımı başlatan ve uyaran bir faktör olarak plateletlerden yararlanılmakta olduğunu açıkladı. Cevadzade, “İki uygulama bu anlamda birbirinden farklıdır. PRP ile elde edilen bütün bu içerik tamamen hastanın kendisine ait olduğu için lokal bir alerji riski ve bulaşıcı hastalık riski taşımaz. Ayrıca kanın alınması, plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler steril ve kapalı bir kit yardımıyla yapılmaktadır, yani dışarıdan da bir hastalık bulaşma riski yoktur. Bunların dışında verilen plateletlere eklenen hiçbir şey mevcut değildir. Bu nedenlerle bu uygulama güvenilir olarak değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.

KALICI VE GENÇLEŞTİRİCİ ETKİ

Cevadzade, yaşlanmakta olan bir bedende sağlıklı tetiklemelerin yeterli olmadığını bu nedenle plateletlerin yoğunlaştırılıp PRP haline getirilerek yüz, boyun, eller ve diğer alanlara uygulandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Aslında nihai bir sonuç elde etmek amacıyla 3 hafta aralıkla en az 3 enjeksiyon yapmak gerekir. Daha sonra da her 6-12 ayda bir uygulama yapılması sonuçların korunmasına olanak verir. Bir kür ile elde edilen olumlu sonuçlar sonradan tamamen kaybolmaz ancak 3 veya 4 uygulamadan oluşan kürleri her 6-12 ayda bir tekrarlamak gerekir. Bu durumda uygulanan kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 20 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır. PRP uygulamasının en önemli avantajı sağlanan gençleştirici etkinin dolgu ve benzer uygulamalarda elde edilen etkiler gibi sadece belirli alanlara yoğunlaşmış olmaması, derinin daha büyük bir bölümüne yayılması ve daha kalıcı olmasıdır. Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP'nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir. Kaybolup gitmez.”

© 2019, Opr. Dr Mehruz Cevadzade. Tüm Hakları Saklıdır.