YAKIN GÖRME BOZUKLUĞU

Presbiyopi – Yakın Görme Bozukluğu Nedir?

Presbiyopi veya yakın görme bozukluğu 40 yaşından sonra ortaya çıkan bir durumdur. Yaşla birlikte göz merceği uyum yapma yeteneğini yavaş yavaş kaybeder ve insanların çoğu belli bir yaştan sonra okumak veya yakın iş yapabilmek için gözlük kullanmak zorunda kalırlar.

Presbiyopi kelimesinin kökeni nedir?

Presbiyopi Yunanca yaşlanan göz anlamına gelir

Presbiyopi – Yakın Görme Bozukluğu herkeste görülür mü?

Yaşa bağlı bir durum olduğundan herkeste görülür.

Neden herkes yakın gözlüğü kullanmıyor?

Göz bozukluğu olamayan insanlar yani gözleri “sıfır” olanlar 40 yaşından sonra yavaş yavaş özellikle küçük yazıları okumada zorluk çekmeye başlarlar ve gözlük gereksinimi ortaya çıkar.  Her insan aynı yaşta, aynı derecede yaşlanmadığından kişiden kişiye farklılık ortaya çıkar. Hipermetrop olan kişiler daha erken yaşta okuma gözlüğüne ihtiyaç duyarlar. Miyop olanlarsa uzak için gözlük kullanırlar ve zaten yakını gördükleri için presbiyopi yaşına geldiklerinde gözlüklerini çıkarıp okurlar be onlarda presbiyopi olmadığı anlamına gelmez.

Bazıları ileri yaşa gelseler de ne yakın ne de uzak gözlük kullanmıyorlar neden?

Bazı insanların göz numaraları doğuştan farklıdır. Bir gözleri “sıfır” diğer gözleri ise değişik derecelerde miyoptur. Bir gözleri uzağı diğeriyse yakını daha iyi görür. Doğuştan bu durumda olduklarından her yaşta hiç gözlük kullanmadan hem yakını hem de uzağı görürler ve hiç rahatsızlık hissetmezler.

Bazı insanlar 40 yaşından sonra okuma gözlüğü kullanıyor ancak yaş ilerledikçe okuma gözlüğünün numarası artacağına azalıyor veya tamamen gözlüksüz okuyorlar neden?

Yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir diğer durumsa katarakttır. Bazı kataraktlar kişide miyopiye neden olur ve okuma gözlüğü ihtiyacı ortadan kalkabilir. Ancak bu durumda uzak görüş bozulmuştur.

Presbiyopi – Yakın Görme Bozukluğu nasıl tedavi edilir?

En basit çözüm okuma gözlüğüdür. İnsanların çoğu gözlük kullanmayı tercih ederler. Göz bozukluğu olanlar yani uzak için gözlük kullananlar ya iki gözlük ya da  yakın ve uzak gösteren multifokal gözlükler kullanırlar. Diğer bir çözüm ise özel presbiyopi kontakt lensleri kullanmaktır. Özellikle zaten kontak lens kullanan kişiler yakını da gösteren özel lensleri rahatlıkla kullanırlar.

Presbiyopi – Yakın Görme Bozukluğu ameliyatla düzelir mi?

Son yıllarda birçok göz bozukluğu lazer ameliyatlarıyla düzeltilmektedir Presbiyopi – Yakın Görme Bozukluğu için de birçok ameliyat önerilmektedir. Halen uygulanmakta olan ameliyatlar herkes için uygun olmamakta ve hangi ameliyatın yapılacağına ancak bu konuda tecrübeli ve bizzat ameliyatları yapan doktorların görüşleri alınarak karar verilebilir.

Presbiyopi – Yakın Görme Bozukluğu için hangi tür ameliyatlar yapılmaktadır?

Monovizyon ameliyatı: bilindiği bir gözü miyop olanlar yakın gözlüğü kullanmadan hayatlarını sürdürebilirler. Lasik ameliyatıyla Presbiyopi – Yakın Görme Bozukluğu olanların bir gözleri hafif miyop duruma getirildiğinde yakın gözlüğü ihtiyacı asgariye indirilebilir. Bu yöntem en güvenli ve denenmiş yöntemdir. Kaşkaloğlu Hastanesinde 40 yaş üstünde ameliyat olanlara bu teknik önerilmekte ve ameliyat olanlar çok memnun kalmaktadırlar.

Multifokal göziçi mercek: Zaten katarakt ameliyatı olacak hastalara multifokal mercek takıldığında yakın gözlüğü kullanımı asgariye indirilebilir. Denenmiş yöntemdir.

CK:  Radyofrekans dalgalarıyla kornea modifiye edilerek yakın görme sağlanabilir. Bu yöntem şimdilik tavsiye edilmemektedir.

Presbylasik : LASIK ameliyatıyla kornea modifiye edilerek yakın görme sağlanabilir. Geri dönüşü olmayan bir teknik olduğundan herkes için uygun değildir.

Intracor: Femtosecond laser Technolas Femtech ile kornea tabakaları arasında uygulama yapılır. Şimdilik sınırlı uygulamaları vardır, herkes için uygun değildir. Kolay, ümit vadeden bir teknik olup ileri yıllarda uygulamanın yaygınlaşması beklenmektedir.

PresbyLens: Kornea tabakaları arasına lazerle açıklık yapılır ve çok ince bir halka yerleştirilir. Klinik çalışmaları yapılmaktadır. Henüz onay almamış bir tedavidir.

Yakın gözlüğü kullanıyorum hangi tedavinin benim için uygun olacağına nasıl karar vereceğim?

Gazetelerde, televizyonda, internette bu konuyla ilgili birçok bilgi edinebilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri uzman bir doktorla yapacağınız konsültasyonun yerini tutmaz. Eğer ameliyat olmayı düşünüyorsanız öncelikle bu ameliyatların yapıldığı bir göz hastanesine veya bu ameliyatları bizzat yapan ve konunun uzmanı bir göz doktoruna başvurunuz

Üveit

Üveit nedir?

Üveit, gözün içindeki damar tabakanın (uvea) iltihabı sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Uvea gözün damarsal dokusu olduğundan tüm gözün damarsal beslenmesinden sorumludur. Uveadaki bir iltihap, korneadan görme sinirine kadar etkilediği gibi, görmeyi ciddi şekilde tehdit eder. Üveit erişkinlerde daha çok görülen bir hastalıktır.

Üveitin belirtileri nedir?

İlk belirtiler; ışığa karşı hassasiyet, bulanık görme, göz küresinde ya da göz çevresinde şiddetli ağrı, gözde kızarıklık, uçuşmalar, kamaşma, görmenin azalması, göz yaşarması, görüntüde oluşan lekeler şeklinde ortaya çıkar.

Üveit hastalığının nedenleri?

Bazı vakalarda sebep bulunamamakla birlikte, Behçet hastalığı, Göz travması, bakteri, virüs, parazit, mantarlar, tüberküloz, sifilis (frengi), herpes ve toxoplazmoz, bağışıklık sistemi hastalıkları; romatizmal hastalıklar, ülseratif kolitin üveite yol açtığı belirtilmektedir.

Üveit tanısı nasıl konmaktadır?

Üveit, bazı durumlarda hiçbir belirti olmaksızın yalnızca muayenede saptanabilen bir hastalıktır. Hastanın hiçbir yakınması olmasa da uvea birimi olan merkezlere ve bu hastalığı değerlendirme konusunda deneyimli uzmanların muayenesine gereksinim vardır. Çünkü basit bir göz muayenesi ile bu hastalık tanınamaz. FFA ve diğer tetkik yöntemleriyle, konuyla ilgili bir uzman tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Üveitle ilgili olabilecek hastalıkların tetkikleri (kan, radyoloji) gerekir. Sadece muayenesi ile tanı konamayan durumlarda floresan anjiografi, indosiyanin yeşili anjiyografi, görme alanı ve daha ileri tetkikler ile romatoloji, göğüs hastalıkları ve cilt hastalıkları konsültasyonları gerekebilir.

Ne şiddette olursa olsun, üveit acil ve önemli bir hastalıktır ve acil müdahalesi gerekir. Tedaviye geç başlandığında hastalık ilerler ve göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt, göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı etkiler bırakabilir. Bu yüzden bu hastalıklar varsa erken teşhis ve tedavi için hastanın gerek göz doktorları gerekse diğer branş hekimleri tarafından acilen tedaviye başlanmalıdır.

Üveit tedavisi nasıl yapılır?

Kesin tedavisi söz konusu değildir. Ancak doğru tanı ve erken tedavi ile görme korunabilmektedir. Her zaman erken tedavi başarı şansını yükseltir. Burada vurgulanması gereken en önemli nokta, üveitin kendisinin son derece karmaşık bir hastalık oluşunun yanısıra standart bir tedavisinin de olmadığı, tedavi şemasının, uygulanan ilaç dozunun, hastalığın seyrinin kişilere göre farklılıklar gösterebileceğidir. Gözün ön kısmında gelişen iritis, cyclitis gibi durumlar daha ani başlangıçlı ve daha kolay tedavi edilen durumlardır. Daha geride gelişen koroidit gibi durumların başlangıcı daha yavaş, tedavisi daha zordur.
Üveit tedavisinde amaç görme kaybının engellenmesi ve ağrının yok edilmesidir. Üveit tedavisinde halen en sık başvurulan tedavi steroid tedavisi olmaktadır. Göz bebeklerini geniş tutmak için sikloplejik bir ilaç da verilir. Bu, gözde tahrişi ve irisin yapışmasını önleyecektir. Enfeksiyon yapan bakteri, virüs, mantar için, antibiotikler tedavide etkindir. Ek olarak sistemik hastalığın tedavisi dahiliye bölümü konsültasyonu ile sürdürülmelidir. Hastaların sık ve iyi izlenmesi çok önemlidir, çünkü bazı önemli bulgular izleme sırasında ortaya çıkabilir, hastalar şikayetleri olmasa da üç aylık aralıklarla muayene edilmelidir. Hastalık tekrarlayabileceğinden, kontrollere ara verilmemesi, ya da diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır.

Şalazyon ve Arpacık

Şalazyon (Meibomian kisti)

Şalazyon nedir?

Göz kapağındaki salgı bezlerinin iltihaplanmasıdır. Kapakta ağrısız sert ve yuvarlak bir nodül şeklinde görülür. Kitlesi genellikle hordeolumdan daha büyüktür ve iltihabi bulgular yoktur.

Şalazyon nasıl tedavi edilir?

İlk başta ilaç tedavisi, daha ileri safhalarda kitle içine kortizonlu iğne yapılarak tedavi sağlanabilir. Ancak iyileşme ihtimali %60-70 kadardır. Bunların yeterli olmadığı durumlarda ise cerrahi müdahale ile alınabilir. Şalazyon ameliyatı lokal anesteziyle yapılır ve hastanede yatmayı gerektirecek bir ameliyat değildir. Günlük yaşantınızı birkaç gün etkiler. Yani küçük müdahale olarak kabul edilebilir. Ancak göz kapağı hastalıkları çok basit görünmekle birlikte tedavi edilmediği zaman ciddi problemlere neden olabilmektedir.

Göz kapaklarınızın temizliği çok önemlidir. Kapak temizliği için gözü yakmayan bir bebek şampuanı kullanılmalıdır. Şampuanın kapağını çıkarın ve kapağın içine bir damla şampuan koyduktan sonra kapağı ılık suyla doldurun. Bu ılık, şampuanlı suyla papixi (ucu pamuklu kulak çubuğu) ıslatıp kirpik diplerini yatay hareketlerle temizleyin. Daha sonra suyla kapak kenarını durulayın.

Arpacık

Arpacık nedir?

Göz kapağındaki yağ bezinin akut iltihabıdır. Yani kirpik dibine yakın yerde bir enfeksiyondur. Göz kapağı kenarında ağrılı şişlik ve kızarıklık vardır. Hatta kapağın açılmasını engelleyecek kadar fazla olabilir. Arpacığın bulunduğu yerde dokunmakla bile ağrı olabilir. Aynı anda birden fazla veya birbiri arkasına birkaç tane arpacık çıkabilir. Arpacık genellikle şalazyon ile birbirine karıştırılır.

Arpacık nasıl tedavi edilir?

Sıcak kompres ve ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Arpacığı günde üç veya dört defa yaklaşık 10 dakika süreyle sıcak kompres uygulayarak tedavi edebilirsiniz. Bunun için temiz küçük bir havluyu dayanabileceğiniz kadar sıcak suya batırıp sıkınız. Gözlerinizi kapatıp havluyu gözlerinizin üstünde 5-10 dakika tutunuz. Arada gerekirse havluyu tekrar sıcak suyla ıslatınız. Bu işlem göz kapaklarındaki kan dolaşımını artırarak iyileşmeyi hızlandırır ve yağ bezlerinin ağızlarını açarak temizler. Asla arpacığı sıkmayın. Eğer arpacık sizi zorluyorsa veya birbirini izleyen enfeksiyonlar beliriyorsa, doktorunuz gözkapağına sürmek için antibiyotik bir merhem verebilir.

Santral Seröz Retinopati

Santral Seröz Retinopati nedir?

Bu hastalık gözün arkasında sıvı birikimiyle karakterize bir durumdur. Hastalık ilk olarak görme bulanıklığıyla başlar. Daha sonra değişik derecelerde cisimleri çarpık görme, renkli görme ortaya çıkar. Bazı hastalarda bakılan yer görülmeyebilir. Hastalık 20-50 yaşları arasında görülür. Her 10 hastadan 9’u erkektir. Hastalığın sebebi kesin olarak bilinmemektedir ancak iltihabi bir hastalık değildir. Bazı çalışmalarda kişilik yapısıyla ilgili olabileceği söylenmektedir.

Santral Seröz Retinopati nasıl tanınır?

Hastalık göz doktoru tarafından teşhis edilir. Göz bebeklerini geçici olarak genişleten bir damla damlatıldıktan sonra gözün arkası oftalmoskop denilen bir aletle muayene edilir. Genellikle göz dibinin bu şekilde muayenesi teşhis için yeterlidir. Hastalık Fundus Fluoressein Anjiografisi denilen bir tetkikle çok açık olarak gösterilebilir. Fundus Fluoressein Anjiografisi sırasında hastaya koldan bir enjeksiyon yapıldıktan ve seri halde göz dibi fotoğrafı çekilir.

Santral Seröz Retinopati nasıl tedavi edilir?

Hastalık doğal seyrine bırakılırsa 4-8 hafta içinde kendi kendine iyi olur ve görme eski seviyesine döner. Ancak tekrarlama şansı çok fazladır. Hastaların 1/3’ ünde hastalık bir kez, %10’ unda ise birden fazla tekrarlar. Tekrarlama şansı en fazla iki yıl içindedir. Hastalığın tedavisinde herhangi bir ilaç kullanılmaz.

Hastalığın daha çabuk iyi olmasında laserlerin faydalı olduğu bilinmektedir ancak yine de ender olarak kullanılır çünkü kendi kendine iyi olma şansı çok fazladır. Laserin gerekip gerekmediğine doktorunuz karar verecektir.

Retinitis Pigmentosa

Retinitis pigmentosa nedir ?

Halk arasında tavuk karası olarak da bilinen retinitis pigmentosa, nadir görülen, kalıtımsal bir hastalıktır. Gözün içini kaplayan retina adını verdiğimiz tabakada görme hücreleri bulunur. Bu görme hücrelerinden rod adı verilenler karanlıkta görmeyi veya gece görmeyi ve çevre görmeyi sağlar. Hastalık rod adı verilen bu hücrelerde bozulmayla karakterizedir. Erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür.Retinitis Pigmentosa’nın belirtileri nelerdir ? Retinitis pigmentosa genellikle çocuklukta fark edilirse de herhangi bir yaşta da görülebilir. Gece özellikle az ışıkta cisimlere çarpma ve düşme ailenin dikkatini çekebilir. Çevre görme azalır. Aydınlıktan karanlığa geçişte, uyum zor olur. Retinitis Pigmentosa nasıl teşhis edilir ? Genellikle çocukluk çağlarında tanısı konulur. Hasta özellikle gece görme zorluğu şikayetiyle doktora gelir. Gözün içini kaplayan , retina tabakasının göz dibi muayenesiyle incelenmesinde tanı konulur. Tipik bir görünümü vardır. Bunun dışında ERG denilen özel bir test tanının kesinleştirilesinde kullanılabilir.

Retinis Pigmentosa da kalıtım neden önemlidir ?

Retinitis pigmentosanın çoğu tipleri kalıtımla geçer. Eğer hastanın aile ağacı bilinirse hastanın ileride nasıl bir durumda olacağı konusunda tahmin yürütülebilir. Bu bilgi hastanın evlilik, çocuk sahibi olma ve meslek seçiminde yardımcı olabilir. Retinis Pigmentosa’nın tedavisi var mıdır ? Günümüzde retinitis pigmentosanın standard bir tedavisi yoktur. Ancak retinitis pigmentosayla birlikte görülebilen katarakt , glokom gibi yandaş hastalıkların düzenli yapılan göz muayenesiyle teşhis ve tedavisi mümkündür. Retinitis pigmentosalı hastalarda görme kaybı aynı derecede olmaz. Hastaların bir kısmı erken yaşta görmelerini kaybederken , bir kısmı hayat boyunca kendilerini idare edecek kadar görmeyi koruyabilirler. Görme azlığı bulunan hastalara LVA denilen özel büyüteçli gözlükler verilebilir.

Retina Dekolmanı

Halk arasında retina yırtılması olarak tanımlanan RETİNA DEKOLMANI her yıl 10.000 kişiden birinde görülür. Retina dekolmanı her yaşta görülebilmesine karşın orta yaşlı ve üstünde daha sık ortaya çıkar. Miyoplarda ve retina dekolmanı olanların yakın akrabalarında görülme şansı daha fazladır. Göze doğrudan gelen darbeler de retina dekolmanına sebep olabilirler. Retina dekolmanı bebek ve çocuklarda da görülebilir. Retina dekolmanı tedavi edilmediği takdirde körlükle sonuçlanır.Retina ışığa duyarlı sinir lif ve hücrelerden oluşmuş ince saydam bir dokudur. Retina gözün içini duvar kağıdı gibi kaplar. Retina fotoğraf makinesindeki film gibi görev yapar: Işık  gözbebeğinden göze girer, göz merceği ışığı retina üzerinde netleştirir, retinadaki ışığa hassas lifler gözleri görme siniri aracılığıyla beyne iletirler.
 Retina dekolmanının nedenleri nelerdir ?

Retina dekolmanının en sık nedeni retina tabakasında yırtık ve deliklerdir. Yaşlılıkla birlikte retina incelip yırtılabilir ancak en sık olarak neden yaşlılıkla değil gözün içini dolduran yumurta akı kıvamındaki “vitreus” adı verilen maddenin büzüşmesidir. Vitreus gözün arka duvarında birkaç yerden retinaya sıkıca yapışıktır. Vitreus büzüşürken retinayı çekerek yırtıklara neden olur. Retinada yırtık oluştuktan sonra vitreustan gelen sıvı yırtıktan geçerek retinayı göz duvarından ayırır. Zaten retina dekolmanı retina ayrılması anlamına gelir. Retina ayrıldığında görmede kör sahalar ortaya çıkar. Orta yaş üstündeki insanlar özellikle parlak ışıklı ortamlarda yüzer siyah noktacıklar görebilirler. Bu siyah noktacıklar genellikle önemli değildirler. Ancak bazılarında retina tabakasında yırtık oluşurken siyah noktacıklar görülebilir ve hastalar ışık çakmaları hissederler. işte bu erken devrede göz doktorları retinayı dikkatle muayene ederek daha retina ayrılmadan yırtığı saptayabilirler. Bazı hastalarda retina dekolmanı belirgin siyah noktalar ve ışık çakmaları olmadan ortaya çıkabilir. Bu hastalar görme alanlarında karanlık sahalar fark ederler. Retina dekolmanı ilerledikçe merkezi görme kaybolur yani okuyamayız ve insanların yüzlerini göremeyiz.

Retina dekolmanı nasıl teşhis edilir ?

Retina dekolmanı gözün dışından belli olmaz. Dolayısıyla belirtiler ortaya çıkar çıkmaz göz doktoruna gidilmesi gerekir. Göz doktoru göz bebeğini geçici olarak büyüten bir damla damla damlatıldıktan sonra retinayı oftalmoskop denilen bir aletle muayene eder.
 

 

 

 

 

 

Tedavi :

Retinada yırtık ortaya çıktığında retinanın ayrılması erken tedavi ile önlenebilir. Retina ayrıldıktan sonra

ancak ameliyatla tedavi edilebilir. Hangi yöntemlerin kullanılacağı hastanın durumuna göre seçilir. Retina dekolmanını her göz doktorunun teşhis etmesi gerekir ancak tedavisini bu konuda uzmanlaşmış göz doktorları yapabilir. Normal durumlarda  başvurulan göz doktorunun hastayı retina dekolmanı konusunda uzmanlaşmış bir göz doktoruna göndermesi gerekir. Hastanelere başvuran hastaların ameliyatları  nı bu konuda uzman kişiler tarafından yapıldıklarından emin olmaları şarttır. Retina dekolmanında tedavi için farklı  yöntemler uygulanır.

Laser :

Yırtık oluşunca retina hemen ayrılmaz. Eğer bu devrede doktora başvurulursa yırtıklar laser ışınıyla kapatılır ve çok defa ameliyata gerek kalmaz. Laser tedavisi hasta ve hekim için çok kolay bir tedavidir. Hasta hiçbir acı duymadan birkaç dakika içinde yırtıkların etrafına laser uygulanır. Laser bir bakıma orada dokuyu yapıştıran kaynak görevi yapar. Laser tedavisi retinanın ayrılmasını çok defa engellerse de bazı durumlarda yine ameliyat gerekebilir.

Ameliyat :

Retina ayrıldıktan sonra ancak ameliyatla eski haline dönebilir. Ameliyat sırasında retinayı yapıştırmak için yırtık çevresine özel bir uçla soğuk uygulanır ve yırtığa bası yapması için gözün dışına silikon maddeler yerleştirilir. Ameliyat sıklıkla genel anestezi altında yapılır.Modern cerrahi tekniklerle retina dekolmanı hastalarının % 90 ı iyi olur.%90 iyi olur denildiğinde hastalık büyük çapta iyi olur anlaşılmamalıdır.Bu istatiğin anlamı retina dekolmanı cerrahisinde tecrübeli doktorların ameliyat ettiği 100 hastadan 90 ı iyi olur.10 hastada ise ameliyat başarılı olmasına rağmen dekolman geçmeyebilir.Bir kısım hastada retinanın büzülmesi nedeniyle özel ameliyatlar yapılır ve ameliyat sırasında göz içine silikon veya gazlar verilebilir.  RETİNA DEKOLMANI OLAN HASTALARIN BİLMELERİ GEREKEN ÖNEMLİ BİR KONU İSE BU HASTALĞIN KATARAKT VE DİĞER GÖZ HASTALIKLARINDAN ÇOK FARKLI BİR DURUM OLDUĞUDUR. BU HASTAIĞIN NÜKS ETMESİ TABİATINDADIR. YANİ BAŞARILI BİR AMELİYAT İLE ORTADAN KALKAN RETİNA DEKOLMANI TEKRARLAYABİLİR GÖZ DOKTORUNUN, NE KADAR TECRÜBELİ OLURSA OLSUN, HASTANIN ARZU ETTİĞİ ANLAMDA İYİ OLACAĞINA DAİR BİR GARANTİ VERMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Ameliyattan sonra görme nasıl olur ? Retina başarıyla eski haline döndürüldükten sonra görme zaman içinde eski haline dönebilir. Eski keskin görmenin kazanılması ise ancak retina dekolmanını erken tedavi edilmesine bağlıdır. Retina dekolmanı hastalarının % 50 si mükemmel görme kazanırlar. Diğerleri ise değişik  derecelerde görme elde ederler. Bazı hastalarda retina dekolmanı başarıyla tedavi edilse de iyi bir görme ortaya çıkmayabilir.

ÖZET: Retina dekolmanı gözde siyah noktaların uçuşması ve ışık çakmalarıyla başlayan ve daha sonra görme kaybına neden olan ciddi bir hastalıktır. Retina dekolmanı kendi kendine iyi olmaz ve tedavi edilmediğinde körlükle sonuçlanır.

Renk Körlüğü

RENK KÖRLÜĞÜ NEDİR?

Milyonlarca insanda farklı çeşitlerde renk körlüğü veya renk görme bozuklukları diye adlandırılan, doğumsal veya edinsel (sonradan gelişen) olabilen hastalık mevcuttur. Kadınlarda %0,6-0,8 oranında rastlanılmasına rağmen bu oran erkeklerde yaklaşık %10 dur. Bu hastalığın nedeni; gözün retina tabakasındaki bazı pigmentlerin eksikliği veya hiç olmamasıdır.

Renk körlüğü, pigmentlerin eksiklik derecesine göre normale yakın görmeden, çok ileri derede karışıklıklara yol açabilecek derecelerde olabilir. Bir çok olguda özellikle aydınlatmanın kötü olduğu ortamlarda soluk renkler gibi canlı renkler de karıştırılabilir.

RENK KÖRLÜĞÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Renk körlüğünün tedavisi yoktur. Renk körü olan gençlerin meslek seçimleri sırasında bu rahatsızlığın engel olmadığı meslekleri seçmeleri yararlı olacaktır. Örneğin renk körü olan bir insanın moda, tekstil işlerinde veya renkli kablolarla ilgili işlerde çalışması zor olabilir. Son yıllarda üretilmeye başlayan Chromagen gibi bazı renkli mercekler sayesinde renk körleri renkleri daha iyi ayırt edebiliyorlar.

CHROMOGEN HAKKINDA BİLGİLER:

Aşağıdaki bilgiler Chromagen web sitesinden alınmıştır. http://www.dyslexia-help.co.uk/
Hastanemizde Chromagen lenslerinin satışı yapılmamaktadır.

CHROMOGEN?İN YARARI NEDİR?

ChromoGen, özel yoğunluk ve renk tonunda üretilen günümüzdeki tek renkli lens sistemidir. Kişilerin tercihine göre gözlük veya kontak lens şeklinde iki alternatif sunulabilir. ChromaGen?in haploskopik filitreleri, gözlerimizin içine gidip farklı renkleri algılamamızı sağlayan, her renk için farklı olan dalga boylarında değişiklik yaparak hastaların renkleri doğru algılamasını sağlar. ChromoGen uygulanan hastaların %97?sinden fazlasında renk görmede önemli oranda düzelme tespit edilmiştir.


Chromagen kullanan bir hatanın tarif ettiği gül resmi.
Sağda Chromagen ile solda kendi gözüyle görüntü

Birçok hasta için bu hastalıktan korunma, renk görmede düzelmeyi sağlama çok değerli ve hayat kalitesini anlamlı ölçüde arttıran bir faktördür. Hastalar normal olarak görebildikleri renkleri daha parlak görebilirken bazı renkleri ve renk tonlarını hayatlarında ilk defa görebilmenin mutluluğunu yaşarlar ve bundan sonraki hayatlarında da bu renkleri görebilme şansına sahip olurlar.

CHROMOGEN LENSLER İLE BEKLENİLEN KAZANÇLAR

  • GENEL RENKLERİ ALGILAMADA DÜZELME
  • RENKLERİN DAHA PARLAK VE NET ALGILANMASI
  • DAHA ÖNCE ALGILANAMAYAN RENK TONLARININ ALGILANABİLMESİ
  • RENKLERİ DOĞRU ADLANDIRABİLME(HASTALARIN SOSYAL ORTAMLARDA BU KONU İLE İLGİLİ HİÇ BİR ENDİŞESİNİN KALMAMASI)

Renk körlüğünün düzeltilmesi hastalara daha güvenli bir hayat sağlar. Örneğin kişinin trafik ışıklarında yaşabileceği tehlikeleri önler.
Yakın zamana kadar renk körlüğü olan hastalar için etkili bir tedavi yoktu ve hastalar bu konudaki sorunlarını kendi aldıkları tedbirlerle gidermek zorunda kalıyorlardı.(Örneğin trafik lambalarındaki ışıkları ayırt etmeye çalışmak yerine ışıkların pozisyonuna göre kurallara uymaya çalışmayı tercih ediyorlardı.)
CHROMOGEN?İN amacı, günlük hayat koşullarında renklerin algılanmasında düzelmeyi sağlamak olsa da olasılıkla renk görme testleri sonuçlarında da önemli derede bir düzelme sağlanacaktır. ChromaGen lens kullanan hastalarda normalde birkaç ay içinde renk algılamada ve özellikle renkleri doğru adlandırmada hızlı bir düzelme sağlanacaktır. Bununla beraber bazı hastalarda sonuç daha hızlı alınabilir ve ChromoGen kullanılmaya başlandıktan sonraki birkaç saat içinde renk görme testlerinde başarılı olunabilecek bir düzelme gerçekleşebilir.

RENK KÖRLÜĞÜ TESTİ

Eğer aşağıdaki noktaların içinde net olarak bir rakam görebiliyorsanız muhtemelen renk körü değilsiniz, eğer göremiyorsanız renk körlüğü hastalığınız olabilir.


Burada 5 Rakamı Görülür

SIK SORULAN SORULAR?

ChromaGen iş başvurularımda bana yardımcı olabilir mi?

Bu sizin başvurduğunuz işin gerektirdiği özelliklere bağlıdır. Ve daha da önemlisi bu konudaki son kararı işvereniniz verecektir. Birçok olguda renk görmede düzelme pratikte bir miktar karışıklık yaratabilecek düzeyde olabilir, bu da bir miktar soruna yol açabilir.Bu durumda ayrıntılı bir açıklama yapma ihtiyacı doğabilir,bu konuyu iş vereninizle ayrıntılı bir şekilde konuşmalısınız.

Polis okulu veya askeri akademi sınavlarında ChromoGen?i kullanabilir miyim?

Her kurumun renk körlüğü olan adayları değerlendirirken dikkate aldığı birtakım standartları vardır, bu nedenle başvuruda bulunmadan önce ilgili kurum yetkililerinden bu konu hakkında ayrıntılı bilgi almanızı öneriyoruz.

Polis okulu veya askeri akademi elemelerinde yapılan renk körlüğü testinde ChromaGen kullanarak başarılı olursam kabul edilir mi?

Yukarıda da açıkladığımız gibi bu konu hakkında ancak ilgili kurum yetkililerinin vereceği bilgi esastır. Bizim size önerimiz sınava girmeden önce ChromaGen kullandığınızı yetkililere mutlaka bildirmenizdir.

Pterygium

Pterygium nedir?

Pterygium Kornea’dan, göz beyazını katederek korneanın üstüne uzanan, kanat şekilli bir zar kıvrımıdır. Halk arasında gözde et büyümesi olarak da adlandırılır. Kornea merkezinden öteye geçmez. Pterijiyum, erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Açık güneşli havada, kırsal alanlarda, rüzgarlı, tozlu, kuru bölgelerde, aşırı sıcak ortamlarda yaşayanlarda veya kimyasallarla çalışanlarda daha sık ortaya çıkar.

Pterygium nasıl tedavi edilir?

Gözde kızarıklık ve sulanma şikayetlerinde kortizonlu göz damlaları kullanılır, ancak kornea üzerine doğru Pterijium büyümüşse tedavisi sadece ameliyatla mümkündür. Tekrarlama riski vardır.

Ptergium ameliyatı hakkında sık sorulan sorular:

  • Ptergium Ameliyatı hangi yöntemle yapılıyor? Cerrahi müdahale ile yapılmaktadır.
  • Pterygium Ameliyatı ne kadar sürüyor? Ortalama ameliyat süresi 10 dakikadır.
  • Ameliyattan önce hastanede hangi işlemler yapılacak? Ameliyat günü siz verilen saatte hastanemize başvurduğunuzda 4. kata alınacaksınız. Görevli hemşire sizi bilgilendirecek, tansiyonunuzu ölçecek ve emniyet için damar yolu açacaktır. Anestezi doktorumuz, diğer hastalıklarınız ile ilgili bilgi almak için sizinle görüşecektir. Bu arada size okuyup imzalamanız için ameliyat muvafakat formu verilecektir.
  • Ameliyatta ve sonrasında acı, ağrı duyacak mıyım? Ameliyat günü ağrınız olabilir. Ağrının şiddeti kişiye göre değişmektedir.
  • Ameliyat sonrası gözümün kapalı mı kalması gerekiyor? İlk gün gözünüzün kapalı kalması gerekiyor.
  • Aynı gözde tekrar ptergium olur mu? Tekrarlama riski vardır.
  • Ameliyat sonrasında hastanede kalmam gerekecek mi? Hastanede kalmanızı gerektirecek bir ameliyat değildir. Ertesi gün sabah kontrole gelmeniz gerekiyor.
  • Ameliyattan sonra damla kullanacak mıyım? Evet, ameliyat günü tarafınıza reçete edilecektir.
  • Ameliyat sonrası gece yatmam gereken özel bir pozisyon var mı? Ameliyatlı gözünüzün tarafına yatmamaya dikkat ediniz.
  • Ameliyat sonrası dikkat etmem gereken şeyler var mı? Tozlu ortamlara girmeyiniz, gözünüzü gelebilecek darbelerden koruyunuz. Her damladan önce ellerinizi yıkayıp ve damlalığın ucunu kirpiklere, kapaklara değdirmeyiniz.

LASIK

Miyop, hipermetrop ve astigmatizmanın düzeltilmesi için kullanılan LASIK yöntemi sayesinde milyonlarca insan gözlükten bağımsız yaşamaktadır. LASIK işlemi gözün saydam tabakasının excimer laserle kalıcı olarak yeniden şekillendirilmesidir. PRK ve LASEK yöntemleriyle de aynı düzeltmeler yapılabilir. Hastanemizde benzer cihazlar arasında en iyileri olan Wavelight Allegretto Wave Eye-Q laser ve Hansatome Microkeratom ile Intralase FS-60 kullanılmaktadır. En son teknoloji cihazlar ve doktorlarımızın LASIK ve PRK konusunda 1992 yılından beri tecrübeyle elde ettikleri birikim hastanemizde elde edilen yüksek başarının arkasındaki en önemli faktördür. Lasik cerrahisinde önemli bir aşama olan Intralase ( intralasik) diğer adıyla bıçaksız lasik hastanemizde hizmetinize girmiştir. Intralase hakkında daha fazla bilgi bu sayfanın sonundadır.

LASIK nasıl yapılır:

Lasik olacak hastalarımız göz doktoru tarafından göz muayenesi yapıldıktan sonra sonra Orbscan ve Allegro Topolyser-Analyzer ile değerlendirilir. Hasta halk arasında kartal gözü diye adlandırılan wavefront veya diğer kişiselleştirilmiş tedaviler (Wavefront, topolyser, q-mode)için uygunsa daha ileri tetkikler yapılır. Lasik için uygun bulunan hastalar işlemler hakkında bilgilendirilir ve randevu verilir. Randevu günü gelen hasta tekrar muayene edilir ve sırası geldiğinde excimer laser odasına alınır. Saydam tabaka damlayla uyuşturulduktan sonra Mikrokeratom adı verilen cihaz veya intralase lazer kornea üzerine yerleştirilerek, koruyucu bir tabaka kaldırılır. Bu işlem sırasında gözde hafif bir bası hissi olur ama ağrı duyulmaz. Daha sonra hastanın kırmızı ışığa bakması söylenerek LASIK ameliyatı gerçekleştirilir. Hastaya halk arasında kartal gözü diye adlandırılan wavefront veya diğer kişiselleştirilmiş tedaviler (Wavefront, topolyser, q-mode) yapılacaksa ekzimer laser cihazı ona göre programlanır. Cihazımızda gözün hareketlerini takip eden eye-tracker sistemi olduğundan hasta gözünü oynatması tedaviyi etkilemez. İşlem sonrasında hastaya o gece takması için koruyucu gözlük verilir. Hastalarımız ertesi günden itibaren günlük normal yaşantılarına dönebilirler.

En çok sorulan LASIK soruları ve yanıtları:

  • Kartal Gözü(Wavefront) nedir? Bazı gözlerde miyop, hipermetrop veya astigmat gibi kırma kusuru ile birlikte Aberasyon adı verilen gözün optik düzensizlikleri mevcuttur. Bu aberasyonlar gece görüşü ve görme keskinliğinde azalmaya neden olabilir. Bu durumda kırma kusuru ile birlikte aberasyonları da düzeltmek gece görüşü ve görme keskinliğinde artışa neden olabilir. Bu konuda da halk arasında Kartal Gözü olarak bilinen kişiye özel tedavi seçenekleri kliniğimizde Wavefront, F-cat, T-cat metotlarıyla uygulanmaktadır. Sizin için uygun olan yönteme doktorunuz karar verecektir.
  • Kimlere LASIK yapılmaz? Keratokonus, ince kornea, üveit, kontrolsüz glokom, kontrolsüz diyabet olanlarla hamile ve emziren annelere yapılmaz. 18 yaş altında ve 65 yaş üstünde özel durumlar dışında yapılmaz. Bu konuda son sözü doktorunuz söyleyecektir.
  • Lasik, PRK, LASEK, Intralase (intralasik) , Kartal gözü, Wavefront: Hangisi benim için uygundur? Bunların hepsi lazerle göz ameliyatı yöntemleridir. Hangi yöntemin sizin için uygun olduğuna lazerle göz ameliyatı konusunda uzman olan doktorlar karar verebilirler. Alternatifler size sunulduktan sonra son kararı doktorunuzla birlikte vermeniz sizin için en iyi sonucun alınmasında belirleyici olacaktır.
  • Ameliyat günü neler yapmalıyım? LASIK günü, üzerinize rahat giysi giyerek size verilen randevu saatinde geliniz. LASIK işlemi ortalama 15 dakika sürmekle birlikte kliniğimizde 4 saat geçirecek şekilde planlayınız. Yani randevunuz saat 13 ise işiniz 17 de bitecektir. O gün makyaj yapmayın, parfüm sürmeyin.
  • Lasik işlemi ağrılı mıdır? İşlem hastaların çok büyük çoğunluğunda ağrısız olmaktadır. Laserden sonraki iki saat içinde gözde batma ve sulanma olabilmektedir.
  • Görmem ne zaman netleşir? Genellikle birçok aktivite 1-2 gün içinde rahatlıkla yapılacak şekilde net görme olur. Ancak tam netleşme 4-6 hafta hatta bazı kişilerde daha da uzun sürebilir.
    İşime ne zaman dönebilirim? 1-2 gün içinde işinize dönebilirsiniz.
  • LASIK sonrasında göz damlası kullanmam gerekiyor mu? Lasik sonrasında kortizonlu ve antibiotikli damlalar kısa süreli kullanılır.
  • LASIK sonrası gözüm kapatılacak mı? Lasik sonrasında size koruyucu gözlük veriyoruz.Gözlerinizi kapatmıyoruz.
  • Gözlük veya kontakt lens kullanmak istemiyorum ama doktorlar gözümün LASIK için uygun olmadıklarını söylediler? Göz bozukluğu çok yüksek olduğunda veya kornea tabakası ince olduğunda LASIK yapılmaz. Bu durumda alternatifler fakik iol veya saydam lens ektraksiyonudur. Fakik iol ameliyatında ICL, Artisan veya Artiflex göz içi mercekler kullanılır. Saydam lens ekstraksiyonu (CLE) ise katarakt ameliyatına benzer bir ameliyattır. Bu yöntemlerle çok iyi sonuçlar alınır ancak  hasta seçimi çok önemlidir.
  • LASIK ile miyop, hipermetrop ve astigmat düzeltilebilir mi? Yeni kuşak excimer laser cihazları ile miyop, hipermetrop ve astigmat düzeltilebilir.
  • LASIK sonrasında gözlük kullanacak mıyım? Hastaların çok büyük bir çoğunluğu bu işlem sonrasında gözlük kullanmadan günlük aktivitelerini gerçekleştirebilmektedirler. Ancak 40–45 yaş üzerinde olanlarda yakın veya okuma gözlüğü kullanmak gerekecektir. Yakın gözlüğüne göz bozukluğu olmayan 40 yaşın üzerindeki herkes gereksinim duymaktadır.
  • LASIK işleminin riskleri nelerdir? Tıpta hiçbir tedavi risksiz ve komplikasyonsuz değildir. Aynı şekilde sonuçları garantili değildir. Ancak LASIK için en güvenli tedavidir denilebilir. Hastanemizde komplikasyon olmaması için her türlü önlem alınmaktadır. Muhtemel komplikasyonlar arasında enfeksiyon, gece yansımaları, az düzeltme, fazla düzeltme sayılabilir. Tüm riskleri ve olası komplikasyonları saymamız mümkün değildir. Kliniğimizde LASIK olacak tüm hastalarımıza riskler hakkında daha ayrıntılı bilgi verilerek aydınlatılmış onay formu, okutulup imzalatılmaktadır. Lasik olmayı düşünenlerin daha evvel ameliyat olmuş kişilerle konuşmaları ve konuda yazılı bilgilerle interneti araştırmaları uygun olur.
  • LASIK işlemi her iki göze aynı anda yapılabilir mi? Evet, hastalarımızın hemen hepsine aynı seansta her iki göze uygulanmaktadır.
  • Lasik olanlar ileride katarakt ameliyatı olabilirler mi? Lasik olanlar gerektiğinde katarakt veya diğer göz ameliyatlarını olabilirler.
  • Göz çizdirme nedir? Lazerle göz çizdirme nedir? 1980li yıllarda Rusya’da popüler olan radyal keratotomi ameliyatı halk arasında lazerle göz çizdirme olarak bilinmektedir. Excimer laserin 1990 da sonra uygulanmaya başlamasıyla Lazerle göz çizdirme olarak bilinen bu yöntem terk edilmiştir. Lazerle göz ameliyatı veya lazerle göz çizdirme olarak tanınan bu ameliyatta aslında laser hiçbir zaman kullanılmamış ve işlemler elmas bıçaklarla yapılmıştır. Bu ameliyatlar hiçbir zaman İzmir , İstanbul ve Ankara göz doktorları arasında yaygın olarak kullanılmamış ve yine İzmir , İstanbul ve Ankara göz hastaneleri ve göz klinikleri arasında pek kabul görmemiştir.
  • Intralase Nedir? Intralase metodu, lasik işlemini yapabilmek için gereken ince kornea tabakasını bıçak kullanmadan kaldırmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Geleneksel olarak bu ince tabakayı kaldırmak için mikrokeratom adı verilen cihaz kullanılır. Mikrokeratom gözün önünde ileri ve geri hareket ederek korneadan ince bir tabaka keser. Mikrokeratom ile yapılan lasik ameliyatları bilindiği gibi son derece güvenlidir. Ancak lasik sırasında çok ender görülen komplikasyonların çoğunluğu mikrokeratoma bağlıdır. Intralase metodunda ise bu ince tabaka gözünüze herhangi bir bıçak temas etmeden yaratılır.
  • Intralase nasıl çalışır? Intralase metodunda, her biri saniyenin katrilyonda biri kısalıkta çok küçük laser ışıkları kornea tabakasından geçerek kornea içinde mikroskobik kabarcıklar yapar. Bu kabarcıkların sayısı ve kaplayacağı alan önceden doktor tarafından belirlenir ve bilgisayara işlenir. Bu kadar hassas işlemler normalde kullanılan bıçaklı mikrokeratomlar da mümkün değildir.
    Kaşkaloğlu Göz Hastanesinde bulunan son sistem 2006 model FS-60 cihazında bütün bu işlemler 30 saniye sürer. Daha sonra bu tabaka kolaylıkla kaldırılır ve lasik yapılır. Lasik işlemi bittikten sonra bu tabaka kolaylıkla yerine yatırılır ve kısa sürede iyileşir.
  • Benim gözüm Intralase için uygun mu? Eğer bıçaksız lasik olmak istiyorsanız ve ender de olsa görülebilen mikrokeratom komplikasyonlarından sakınmak istiyorsanız lasik- Intralase sizin için uygundur. Intralase metodunda lasikten sonra 10/10 görme oranı daha yüksektir. Ayrıca Intralase ile lasik olan hastalar görme kalitelerinin daha iyi olduğunu ve bunu özellikle loş yerlerde ve gece fark ettiklerini bildiriyorlar.
  • Başka neler bilmeliyim? Hastalar tarafından tercih edilir: Bir gözü bıçakla diğer gözü Intralase ile ameliyat olan hastaların ¾’ü, Intralase ile ameliyat olan gözlerinin daha iyi olduğunu bildirmişlerdir.
    Kanıtlanmış ve Güvenilir: Intralase metoduyla bugüne kadar yüz binlerce işlem güvenli ve etkili olarak yapılmıştır. Halen daha gelişmiş bir tedavi metodu yoktur. Intralase teknolojisinin üstünlüğü sayesinde doktorunuz lasik için gereken her parametreyi daha hassas bir şekilde kontrol ederek sonuçların daha etkili olmasını sağlar. Ayrıca Intralase yönteminde hiç bıçak kullanılmadığı için hastalar lasik tedavisine girerken daha fazla güven daha az endişe duyarlar ve mükemmel görme kazanma şansları daha yüksektir. Intralase hakkında daha fazla bilgi için bizi arayınız. Doktorlarınızla konuşunuz veya www.intralase.com adreslerini ziyaret ediniz.

    INTRALASE

    Intralasik Bıçaksız LASIK sistemi Intralase FS60 hakkında bilgiler:

    Intralase Nedir?
    Intralase metodu, lasik işlemini yapabilmek için gereken ince kornea tabakasını bıçak kullanmadan kaldırmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Geleneksel olarak bu ince tabakayı kaldırmak için mikrokeratom adı verilen cihaz kullanılır. Mikrokeratom gözün önünde ileri ve geri hareket ederek korneadan ince bir tabaka keser. Mikrokeratom ile yapılan lasik ameliyatları bilindiği gibi son derece güvenlidir. Ancak lasik sırasında çok ender görülen komplikasyonların çoğunluğu mikrokeratoma bağlıdır. Intralase metodunda ise bu ince tabaka gözünüze herhangi bir bıçak temas etmeden yaratılır.

    Intralase nasıl çalışır?
    Intralase metodunda, her biri saniyenin katrilyonda biri kısalıkta çok küçük laser ışıkları kornea tabakasından geçerek kornea içinde mikroskobik kabarcıklar yapar. Bu kabarcıkların sayısı ve kaplayacağı alan önceden doktor tarafından belirlenir ve bilgisayara işlenir. Bu kadar hassas işlemler normalde kullanılan bıçaklı mikrokeratomlar da mümkün değildir.

    Kaşkaloğlu Göz Hastanesinde bulunan son sistem FS-60 cihazında bütün bu işlemler 30 saniye sürer. Daha sonra bu tabaka kolaylıkla kaldırılır ve lasik yapılır. Lasik işlemi bittikten sonra bu tabaka kolaylıkla yerine yatırılır ve kısa sürede iyileşir.

    Benim gözüm Intralase için uygun mu?
    Eğer bıçaksız lasik olmak istiyorsanız ve ender de olsa görülebilen mikrokeratom komplikasyonlarından sakınmak istiyorsanız lasik- Intralase sizin için uygundur. Intralase metodunda lasikten sonra 10/10 görme oranı daha yüksektir. Ayrıca Intralase ile lasik olan hastalar görme kalitelerinin daha iyi olduğunu ve bunu özellikle loş yerlerde ve gece fark ettiklerini bildiriyorlar.

    Başka neler bilmeliyim?

    • Hastalar tarafından tercih edilir: Bir gözü bıçakla diğer gözü Intralase ile ameliyat olan hastaların ¾’ü, Intralase ile ameliyat olan gözlerinin daha iyi olduğunu bildirmişlerdir.
    • Kanıtlanmış ve Güvenilir: Intralase metoduyla bugüne kadar yüz binlerce işlem güvenli ve etkili olarak yapılmıştır. Halen daha gelişmiş bir tedavi metodu yoktur. Intralase teknolojisinin üstünlüğü sayesinde doktorunuz lasik için gereken her parametreyi daha hassas bir şekilde kontrol ederek sonuçların daha etkili olmasını sağlar. Ayrıca Intralase yönteminde hiç bıçak kullanılmadığı için hastalar lasik tedavisine girerken daha fazla güven daha az endişe duyarlar ve mükemmel görme kazanma şansları daha yüksektir. Intralase hakkında daha fazla bilgi için bizi arayınız. Doktorlarınızla konuşunuz veya www.intralase.com adreslerini ziyaret ediniz.

Kuru Göz

Kuru Göz nedir?

Gözyaşı, gözün sağlıklı kalmasını ve göz kırpma hareketini yaparken rahat hissetmemizi sağlar. Bazı insanlarda gözyaşı üretimi azalır veya üretilen gözyaşı kalitesinde bozulma meydana gelir. Bu durumda ortaya çıkan rahatsızlık Kuru Göz olarak bilinir.

Gözyaşının iki farklı üretim şekli vardır. Bunlardan biri, göz yüzeyi nemlenmesinin sağlanması amacıyla, az miktarda ancak sürekli üretilip salgılanması şeklindedir. Bir diğeri de duygusal durumlarda ve gözde herhangi bir rahatsızlığa tepki olarak fazla miktarda göz yaşı üretimidir.

Sağlıklı bir gözde, nemlenmeyi sağlayan gözyaşı devamlı olarak üretilip salgılanır. Fazla miktarlarda üretim ise, gözün yabancı bir cisim ile irritasyonu, göz kuruluğu veya kişinin ağladığı durumlarda gerçekleşir. 

Kuru Göz Bulguları nelerdir?

  • Gözlerde batma ve yanma hissi
  • Gözlerde kaşıntı
  • Gözlerde sulanma
  • Göz içinde ve etrafında yapışkan, ipliksi bir sıvı (çapak) birikimi
  • Gözlerde sulanma
  • Kontak lens kullanımında zorluk yaşama

Göz Yaşı Tabakası Nedir?

Göz kırpma hareketi ile birlikte göz yüzeyinde, yüzeyin temizliğini ve pürüzsüzlüğünü sağlayan bir gözyaşı tabakası oluşur. Bu tabaka olmadığı taktirde net görme sağlanamamaktadır.Bu tabaka üç ayrı katmandan oluşmaktadır;

  • Yağ katmanı
  • Su katmanı
  • Mukus katmanı

Yağ katmanı, meibomus adı verilen bezler tarafından oluşturulur. Bu katman en dışta yer alır ve amacı, göz yüzeyini düzleştirmek, buharlaşmayı azaltmaktır. Gözyaşı denildiğinde bizim aklımıza gelen su, orta katmanı oluşturur. Gözyaşı bezi tarafından oluşturulan bu katman, gözdeki yabancı cisimleri ve irritanları uzaklaştırarak göz temizliğini sağlar.
En altta konjunktiva tarafından oluşturulan mukus katman vardır. Bu katman suyun göz yüzeyine yayılarak yüzeyin nemli kalmasını sağlar. Mukus katmanı olmazsa su yüzeye tutunamaz.

Göz Kuruluğunun Nedeni Nedir?

Gözyaşı üretimi yaşla birlikte azalır. Kuru Göz hastalığı hem erkeklerde hem de kadınlarda herhangi bir yaşta olabilse de kadınlarda, özellikle de menopoz sonrası dönemde daha sık görülür.
Kuru Göz hastalığı başka hastalıklarla da ilişkili olabilir. Örneğin; kuru göz, kuru ağız ve artrit varlığında Sjögren hastalığının varlığından söz edilir.
Birçok ilaç göz yaşı sekresyonunu azaltarak kuru göz hastalığına neden olabilir. Özellikle aşağıda belirtilen ilaçlardan birini kullanıyorsanız mutlaka göz hekimine söyleyiniz:

  • Diüretik
  • Beta-bloker
  • Antihistaminik
  • Uyku ilaçları
  • Ağrı kesici
  • Sinir ilacı

Bu ilaçların kullanımının gerekli olduğu durumlarda, kişi göz kuruluğunu tolere edemiyorsa suni göz yaşı ile tedavi edilmeli ve kişinin şikayetleri tolere edilebilecek seviyeye indirilmelidir.
Kuru Göz hastası olan kişiler suni göz yaşı damları da dahil olmak üzere tüm göz damlalarının toksik etkilerine karşı daha duyarlıdırlar. Örneğin, bazı göz damlaları ve suni gözyaşı damlalarının bir kısmında koruyucu madde yer almaktadır ve bu koruyucu maddeler gözde irritasyona neden olabilir. Bu nedenle Kuru Göz hastası olan kişilerin koruyucu madde içermeyen ürünleri kullanmaları daha uygun olacaktır. 

Kuru Göz Hastalığının Tanısı Nasıl Konur?

Göz hastalıkları hekimi, genellikle muayene ile bu hastalığın tanısını koyabilir. Ancak bazen, gözyaşı miktarını ölçen testler gerekli olabilir. Schirmer testi, belli koşullar altında, göz yaşı miktarını ölçmek için kullanılan, alt göz kapağına özel bir kağıt yerleştirilerek yapılan bir testtir.
Bir başka yöntem de, bir damla ile (fluorescein veya rose bengal) göz yüzeyindeki kuruluğun paternini tespit etmektir.

Kuru Göz Hastalığının Tedavisi

Suni Göz Yaşı Damlaları:

Gerçek gözyaşına benzeyen, gözün nemli kalmasını sağlayan suni gözyaşı damlaları tedavide oldukça etkilidir.
Suni gözyaşı damlaları eczanelerden temin edilebilir. Farklı çeşitlerde suni gözyaşı damlaları vardır, bunlardan bir kaçını deneyerek kendiniz için en uygun olanını kullanabilirsiniz.
Eğer koruyucu maddelere karşı alerjiniz varsa, bu maddeleri içermeyen suni gözyaşı damlalarını tercih etmeniz uygun olacaktır.
Bu damlaları ihtiyacınız olduğu oranda kullanabilirsiniz, günde birkaç kez kullanabileceğiniz gibi saatte birkaç kez de kullanmanızda bir sakınca yoktur.

Göz Yaşı Kanalı Tıkaçları:

Kendi gözyaşınızı kullanma metodu, gözleri nemli tutmak için kullanılabilen bir diğer tedavi seçeneğidir.
Gözyaşı, küçük bir kanal ile burnumuza akar (Bu nedenle ağladığımız zaman burnumuz da akar ). Göz hastalıkları uzmanı bu kanalı bir tıkaç ile geçici veya kalıcı olarak kapatabilir. Böylece gözyaşı buruna ve genze akamadığı için göz yüzeyinde daha uzun süre kalabilir, bu da gözün daha uzun süre nemli kalmasını sağlar.

Diğer Metotlar:

Gözyaşı da diğer sıvılar gibi buharlaşır. Buharlaşmayı azaltmak için alınacak tedbirler ile gözün daha uzun süre nemli kalması sağlanabilir. Örneğin, kışın bulunduğunuz ortamda ısıtıcılar havayı kurutucu etki yaratırlar, radyatörün üzerine koyacağınız bir miktar su havanın nemli kalmasına katkıda bulunabilir.
Kullandığınız gözlük çerçevelerinin kenarlarının kapalı olması gözlerinizi rüzgarın kurutucu etkisinden koruyabilir. 
Kuru göz hastası olan kişi kuruluğa sebep olabilecek her şeyden kaçınmalıdır, çok sıcak bir oda, saç kurutma makinesi veya rüzgar bunlara örnek olarak verilebilir.
Kuru göz hastalığı olan kişilerin bazılarında sabah kalktıklarında şiddetli kaşıntı olabilir, bu yakınmayı azaltmak için yatmadan önce suni gözyaşı jelleri veya yoğun suni göz yaşı damlaları kullanılabilir. Ancak jeller görme bulanıklığına neden olabileceği için mümkün olan en az oranda kullanılmalıdır.

Renk Körlüğü

Amslergrid testi - ( Sarı Nokta Hastalığı )

Yanda görülen şemayı iyi aydınlatılmış bir odada, uygun okuma mesafesinde ve ortadaki nokta tam göz hizasına gelecek şekilde karşınıza alınız. Normalde okumak için kullandığınız gözlük yada kontaktlens varsa takınız. Bir gözünüzü elinizle kapatın ve açık olan gözle tam ortadaki noktaya odaklanın. Şemada yeralan büyük karenin her 4 köşesini de görüp görmediğinize dikkat edin. Her iki gözünüz için ayrı ayrı uygulamayı tekrarlayın. Eğer her köşeyi göremiyor yada çizgilerde dalgalanma, kırılma, bulanıklık görüyorsanız, sizde yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastalığı belirtileri var olabilir. En kısa zamanda Retina Hastalıkları uzmanı bir göz hekimine başvurun.

Design By Karayel Tasarım